28 Temmuz 2015 Salı

TÜMER DİYOR Kİ: "ANALAR AĞLAMAYA BAŞLADI"

TÜMER DİYOR Kİ:
ANALAR AĞLAMAYA BAŞLADI
Ey A.K.Parti yöneticileri ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, analar gene ağlamaya başladı.
Hani anaları ağlatmayacaktık! ..
Analar ağlamasın, bacılar karalar bağlamasın, diye akil adamlar icat ettiniz, çözelim dediniz, çözmek istedikçe düğümler arttı, çözüm süreci suya düştü.
Sizler de çok iyi biliyorsunuz ki, silahı elinden bırakmayanlarla anlaşılamayacağını.
Ancak, geçen zaman zarfında Terör grupları güçlendi, emniyet güçleri zayıfladı. Büyük şehirler, Ankara, İstanbul, İzmir, Adana gibi, Türkiye’nin dört bir yanına dağıldı teröristler.
Bir emniyet mensubu şunu söyledi. Doğu ve Güney doğu da, Vali, Kaymakam, Emniyet Müdür’lerinin en yakınında PKK militanları var. Bize siyasi iktidar yol versin, hepsini biranda toparlarız. Onların kim olduklarını biliyoruz, demişti. Ne kadar doğru ve ya yanlış bilemem, ancak mutlaka doğruluk payı da var zannedersem. Emniyet ve İstihbarat teşkilatımız  güçlüdür. Kimin nerede ne yapmak istediğini bilir. Yeter ki onların önü kesilmesin.
IŞİD belası PKK dan daha da kötü. Bunlar nasıl ortaya çıktı,  hangi kaynaklardan beslendi, kimler destek verdi, herkes ce malum. Onlar daha da tehlikeliler. IŞİD’in ülkemiz içerisinde hangi şehirlerde yuvalandığını vatandaş biliyorsa, istihbarat birimleri çok daha iyi biliyordur.
Bunlara neden göz yumuldu?
A.K.Partinin 12 yıllık iktidar döneminin sonunda bugün ne hale geldiğimiz meydanda!  Neden ve ne için bu hale geldik, amaç neydi, ne yapılmak isteniyordu?  Bunların hesabını kim nasıl verecek?
Ancak, şu an olan oldu. Keş kelerle bir yere varılmaz. Şimdi hesap sorma zamanı değil, birlik ve beraberlik zamanı.
Gerçekler ortada. Tehlike büyük.  2015 yılı Şer yılı olacak dedik, maalesef oldu ve daha da olacak.
Teröristlerin amaçları bellidir. Onlar düzenli ordu değildir ki, savaşasın.
Kendisini ölüme terk eden canlı bomba olmayı kabul eden, kendisini seve seve ölüme götüren  insan ile baş edemezsin. Bir insanın en kıymetli şeyi canıdır. Canını feda eden, gözünü kırpmadan ölüme giden bu insan, nasıl bir eğitimden geçmiştir. Mutlaka bunlara özel hap ve ya ilaç verilmiştir. Yoksa hem kendisini öldürmek isteyecek, hem de etrafındaki insanların ölümüne sebebiyet verecek, bu o kadar kolay değildir. Bu kişi insanlığını yitirmiştir ve dinden imandan uzaktır. Müslüman falan da olamaz.
Ordumuz sınır ötesi bombalamaları yaparken, içeride analar ağlamaya devam ediyor.
İşte en acı taraf bu.
Sınır ötesinde nerelerin bombalandığı ve kaç teröristin öldüğü de belli değil. Gece Bombalar atılıyor, gündüz adamlar sınırımıza yakın bölgelerde boy gösteriyorlar. Bu nasıl yok etme ve sindirme hareketi anlamak da mümkün değil.
Ülkenin temel taşlarını yerinden oynatmakla kim ne kazandı?
A.K.Parti’ye oy verenler ve bu partiyi iktidara taşıyanlar dahil, bizleri yönetmek üzere Hükümet’te görev alanlar, vebaliniz çok büyük. Her geçen gün sıkıntı artmakta, artacakta. Çünkü Ortadoğu da sınırlar yeniden çizilmek isteniyor ve Kürt Devleti kurulması çabası sürüyor.
Amaç nedir? İsrail’in güçlenmesi, emperyalist güçlerin Ortadoğu’nun nimetlerinden istedikleri gibi yararlanmaları.
Türkiye Bölgesinde en güçlü devlettir. Türkiye zayıflayacak ki, dış güçler  hedefine ulaşsın.
Şunu herkes çok iyi bilmelidir ki, Türk milleti en zayıf gözüktüğü durumda bile her ülkeden daha güçlüdür.
Bir anda kenetleniriz ve ülkemiz için gereken mücadeleyi yaparız. İstiklal savaşı öncesinde de durumumuz belli idi. Bugünlerden daha da berbat vaziyetteydi halk. Netice malum. İşgal kuvvetleri tek tek ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu.
A.K.P.ti bu Cumhuriyetin hükümetidir. Ne yazık ki, TC. Kaldırılmaya, andımız, okunmamaya, bayrağımız gönderden indirilmeye, Mustafa Kemal Atatürk’e sövülmeye ve heykellerine saldırılmaya, Sunni Alevi düşmanlığı, Kürt Türk kardeşliğine son verilmeye çalışıldı. Gaflet, dalalet ve hıyanet içerisinde yaşanmaya çalışıldı. Kimseden ses çıkmadı.
Bu da bir gerçek.
Demek ki, bunlar hep yanlış şeyler. İçimizde birbirimizle uğraşmanın ve parçalanıp bölünmenin alemi yok. Menfaat ve çıkar uğruna ortalığı karıştırmanın da kimseye yararı olmaz. Ülke kaosa girerse bundan halk ta idare edenler de zarar görür. Bu nedenle geçmişten ders alıp, geleceğimizi daha iyi şekillendirmemiz gerek.
Zaman birlik ve beraberlik zamanı.
 Biran evvel Hükümet kurulmalı ve erken seçim hülyasından vaz geçilmeli.
Tehlike büyüdükçe büyüyecek. Analar hüngür hüngür ağlayacak.
Bu işin şakası yok. Dış güçlerin emri ile hareket edilmesinden vazgeçilsin. Ülkenin bölünmez bütünlüğü önemli.
Ülkenin birçok şehirlerinde PKK Sempatizanları var. Bunlar da az değil. Şimdi bir de IŞİD çıktı. O da yuvalandı. Diğer terör örgütleri de pusuda. İçerideki sıkıntıları halletmeden, dışarıyı halletmeye kalkmak yanlıştır.
Erken seçim hülyalarından vaz geçilmeli. Erken seçim hiçbir değişiklik getirmez. Ülkeyi sıkıntılar içerisine sokmanın âlemi yok. Ne olursa olsun güçlü bir hükümetin acilen kurulması gerek.
Amerika’nın politik oyunlarına gelinmemesi gerek.
Şunu da  iç ve dış düşmanlarımız iyi bilmeli. Türk milleti yeri geldiğinde, ordusu, polisi, MİT’i, Jandarması ve halkı ile tek vücut olur ve vatanını kimseye parçalatmaz ve böldürtmez. Teröre de teslim olmaz.
Şu da bir gerçek ki, herkesin tehlikeyi iyi görmesi ve aklını başına alması gerek.
Son pişmanlık fayda vermez.
Zekeriya Tümer
ulusalhaber@hotmail.com
28.07.2015

23 Temmuz 2015 Perşembe

TÜMER DİYOR Kİ: "2015 YILI ÜLKEMİZ İÇİN ŞER YILI OLUYOR."

TÜMER DİYOR Kİ:
2015 YILI ÜLKEMİZ İÇİN ŞER YILI OLUYOR.
Sevgili okurlar, 3 Ocak 2015 tarihinde ULUSAL HABER İnternet Haber Sitemizin (Dijital Gazetemizin) "Tümer Diyor’ki" köşesinde yazdığım yazıda, 2015 yılının hayır mı şer yılı mı olacağını yazmış ve şer yılı olacağını tahmin ettiğimizi söylemiştik.
Evet, 2015 yılının ilk yarısını bitirdik.
7 Haziran seçimleri bugün yaşanan olaylara sadece biraz ara vermişti.
7 Haziran seçimleri sonucunda halk AKP Hükümetinin artık tek başına iktidar olmasını istememişti.
C.H.P. M.H.P. ve H.D.P. partilerinin birleşerek A.K.P. hükümetinden hesap sorabilirler düşüncesi ile üçüne % 60 a varan oy çoğunluğunu vermişti.
Şu an Hükümet görüşmeleri devam ediyor. Kimin önderliğinde?  A.K.P. nin ve Başbakan Davutoğlu’nun liderliğinde. Koalisyon hükümeti kurulabilmesi için muhalefet partileri ile görüşmeler devam ediyor.
A.K.Partinin liderliğinde bir koalisyon hükümetinin kurulabilmesi gerçekten çok zor.
Nedeni ise, Davutoğlu’nun kendi inisiyatifi ile hareket edememesi. Sebebi de belli. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın parti üzerindeki ağırlığı.
Bu nedenle, Devlet içerisinde bir zaafiyet ve zayıflama söz konusu.
Yıllardır uygulanan A.K.Parti politikaları ve bilhassa zamanın başbakanı şimdi Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsi politikaları ülkeyi bugün ki durumuna getirdi.
Şanlı Urfa’nın Suruç ilçesinde 32 gencimizin ölümü ile sonuçlanan lanet terör olayı, büyük bir emniyet zafiyetinin sonucudur.
PKK hortladı.... 
Yollar kesiliyor, askerimiz, polisimiz öldürülüyor.
Bu olayların bu denli gelişmesine ve büyümesine sebebiyet verenler kim?
İstanbul’un göbeğinde elinde silahlar olan kişiler yollara çıkmış.
Biz,  inanın 2015 yılının çok karışıklıklar içerisinde geçeceğini tahmin ediyorduk.
Bunu tahmin etmek o kadar da zor değildi.
Siyasi istikrarın olmadığı, devletin temel taşlarının yerinden oynadığı bir dönem yaşanıyor.
Türk milleti için en önemli güvenlik birimi askerdir. Sonra Jandarma ve Polis gelir. MİT Teşkilatımıza çok güveniyorduk. İstihbaratı çok iyi idi. Adalet’e güven duygumuz sonsuzdu. Devleti idare eden memurlarımıza da inanıyor ve güveniyorduk.
Bugün bunların hepsinde zaafiyet var. Zayıfladılar ve baskı altındalar. Siyasi İktidar despot gibi tepelerinde ve istedikleri gibi hareket edemiyorlar.
 Devlet memurları haklı veya haksız aldıkları kararlardan dolayı ya tutuklanıyorlar, ya da sürülüyorlar.
 Böyle olunca da kimse kararlı hareket edemiyor ve nemelâzımcı bir görev yapıyorlar.
Elbette, bu durumda devlet zayıflamış olur.
Gücünü kaybeden bir hastanın vücuduna dışarıdan nasıl mikroplar girer ve o insanı hasta yaparlarsa, işte şu an ülkemiz de o duruma düşmüş bir durumdadır.
İçeriden ve dışarıdan ülkenin kargaşa ortamına düşmesi için her türlü terör olayları yaratılmak istenecektir.
Amaç nedir?
Suç işleyen kişi kendinden hesap sorulmaması için, elindeki tüm kozları kullanır ve kendini kurtarma çabası içerisinde çırpınır. O’nun tek düşüncesi kendisi ve menfaat temin ettiği yandaşlarıdır.
Ortadoğu'nun yeniden şekillendirilmesinde rol oynayan ülkeler de bellidir.
Türkiye'nin zayıflaması ve kargaşa ortamına sürüklenmesi emperyalist güçlerin işine yarayacaktır.
Ancak, ülkenin karışması, masum insanların olur olmadık yerlerde bombaların patlaması sonucunda ölmeleri, eninde sonunda halkın isyanına sebebiyet verir.
Polis gücü bir yere kadar bu gösterilere dur diyebilir. Olaylar çok büyüdüğü zaman, devletin gücü halkın karşısında direnemez.
Şu bir gerçek ki, Ortadoğu da ki karışıklığın Türkiye’ye de sıçraması istenmektedir. Dış güçler istedikleri gibi oyunlarını oynamaktadırlar. Birileri kullanılmakta ve ülke karışıklığa doğru itilmektedir.
BBC Türkçe’nin haberine göre, IŞİD’in dergisi Konstantiniyye’nin ikinci sayısı internet üzerinden yayınlanmış. Dergide Suruç saldırısıyla ilgili herhangi bir açıklama yapılmamış, ancak Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik küstah tehditlerde bulunulmuş.
Türkiye’den “Tağuti rejim” olarak bahsedilen dergide, “Türkiye devleti İslam devletini karşısına almak istiyor” ifadelerine yer verilmiş.
Işid’den açık tehditler yapılmaktadır. Bunların arkasında kim var? Bu tehditlerin amacı ne? Bu örgüt kimler tarafından beslendi ve bu hale geldi? Türkiye'de nasıl örgütlendi, silahlar ve bombalar, hangi kanallardan yurt içine girdi? Bunların cevabı verilmeli.
AKP İktidarına sormak gerek, 12 yıllık iktidarınızın sonucunda ülkenin ne hale geldiği duruma bakın. Bunların hesabını kim verecek? Bugüne kadar ölenlerin ve bundan sonra ölebilecek insanların hesabını kim verecek?
Mustafa Kemal Atatürk’ün temelini sağlam olarak attığı Laik, Demokratik Türkiye Cumhuriyeti devletinin zayıflatılmasının vebali büyük olacaktır. Mustafa Kemal Atatürk, “Yurtta sulh, cihanda sulh” demiştir.
Bizler sulh içerisinde yaşamak istiyoruz. Suriye, Irak, Libya gibi iç savaş ile bölünüp parçalanmak istemiyoruz.
Tüm Siyasi Partiler bir araya gelmeli ve ülkenin içinde bulunduğu vahim olaylara çare bulmalılar.
Kendi şahsi çıkarları uğruna ülkeyi mahvetmeye ve suçsuz insanların öldürülmelerine sebebiyet vermeye kimsenin hakkı yoktur.
Şunu kimse unutmasın, bu millet çok ağır şartlar altında istiklaline kavuşmuş ve Türkiye Cumhuriyeti devletini kurmuştur. Bugün zayıf gibi gözüken askerimiz, polisimiz, jandarmamız, MİT Teşkilatımız, devletin tüm kurumları ve halkımız (Kürdü, Türkü, Lazı, Zasası, Çerkezi, Gürcüsü, Alevisi, Sünnisi vs.) tek vücut olur, kendilerine zarar verenlerden çok iyi hesap sorarlar, bunu da kimse unutmasın.
Kötülük yapanlar er geç Allah tarafından mutlaka cezalandırılır.
Biz barış içerisinde, huzurlu bir ortamda yaşamak istiyoruz.
Yoksa çok geç kalınır, son pişmanlık fayda vermez.
Zekeriya Tümer
22 . 07 . 2015 (Ulusalhaber1881@gmail.com)

21 Temmuz 2015 Salı

TÜMER DİYOR Kİ: BAYRAM BİTTİ SEYRAN BAŞLADI

TÜMER DİYOR Kİ:
BAYRAM BİTTİ SEYRAN BAŞLADI
Ramazan Bayramı da bitti.
Büyükleri, akrabaları, eş ve dostları ile bayramlaşmak istemeyenler, imkânları dâhilinde tatile çıktılar.
Tatil dönüşlerinde de birçok kazalar oldu ve bir kısmı da ölümle sonuçlandı. Allah rahmet etsin.
Siyasi Parti liderleri ve Milletvekilleri de gösteriş Bayramlaşmalarını yaptılar ve de Hükümet kurulması konusunda  senaryolar ürettiler.
Günler geçip giderken, ömürler de tükenmektedir.
Temmuz ve Ağustos ayı Türk Milleti için çok önemli aylardır.
Bundan 41 yıl önce 20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs’ta yaşayan Türklere yapılan Rum zulmüne dur diyebilmek ve Türklerin katledilmelerine son verebilmek için Kıbrıs Barış Harekâtı yapıldı.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Bülent Ecevit idi. Koalisyon ortağı da MSP Lideri Başbakan Vekili Necmettin Erbakan’dı.  Şartların zor olmasına rağmen Milli Güvenlik Kurulu toplandı ve Ecevit’in talimatıyla müdahale yapılmasına karar verildi.
20 Temmuz 1974 sabahı Türk ordusu adaya sabah 6.05 ten itibaren çıktı.  22 Temmuz 1974 tarihinde ateşkes ilan edilinceye kadar Türk Birlikleri Girne’ye girdi, Lefkoşe’ye yöneldi. Böylece Girne-Lefkoşa hattı birleşti.
Ancak, 8 Ağustosta Rum Milli Muhafız Alayı ve EOKA-B ele geçirdikleri yerleri tahliye etmedikleri gibi ellerindeki esirleri de serbest bırakmadıklarından “Ayşe Tatile Çıksın” Parolası ile 13 Ağustos 1974 de Türk birlikleri ikinci harekâtı başlattı. Türk Birlikleri 14 Ağustos’ta Başkent Lefkoşa’ya, 15 Ağustos’ta da Lefke ve Magosa’ya girdi.
Harekât neticesinde bir taraftan Magosa’ya diğer taraftan Lefke’ye varılarak Türk tarafının sınırları çizildi.
Harekâta devam edilse idi Kıbrıs’ın tamamı alınabilirdi.
Bu harekâtın sonunda 1975 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti, 15 Kasım 1983’te ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmuştur.
Kıbrıs Barış Harekâtı sonucunda Türk Silahlı Kuvvetlerinden 498 şehit ve 1200 yaralı verilmiştir. Kıbrıs Türk Tarafı ise, 70 mücahit ölü, 270 sivil ölü, 1000 yaralı vermiştir. Kıbrıs Türkleri genel olarak 1672 şehit ve binlerce yaralı vermiştir.
Rumlar ve Yunanlılar ise 4 bin ölü, 12.000 yaralı vermiştir.
Bilindiği üzere Gazi Mustafa Kemal’in başkomutanlığını yaptığı 26 Ağustos 1922’de başlayıp, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da zaferle sonuçlanan Başkumandanlık Meydan Muharebesi sonucunda, ülkemizi işgal eden başta Yunanlılar olmak üzere işgal birliklerinin ülke sınırlarımızı terk etmeleri sağlanmıştır.
Bu savaşlarda binlerce şehit ve binlerce yaralı verilmiştir.
Allah hepsinden razı olsun ve şehitlerimizin hepsinin mekânları cennet olsun.
Geçmişte yaşanılan sıkıntıların sonucu olarak bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti içerisinde çok daha rahat bir ortamda yaşamaktayız.
Ülke halkı olarak, siyasi çalkantıların yaşanmamasını ve kalkınmış müreffeh bir ülke’de yaşamak istemek hakkımız olsa gerek.
Bu nedenle; şu an hükümet kurmak için çaba harcayan AK Parti, C.H.P., M.H.P ve H.D.P. nin birbirleri ile çekişmelerini değil, anlaşmalarını arzu etmekteyiz.
Ancak, Bayramlarda verilen Bayram mesajlarından ve bazı Milletvekillerinin ve de Danışman sıfatlı kişilerin Koalisyon yorumlarından, oyalama taktiklerinin yapıldığını, koalisyon hükümetinin kurulamayacağı işaretleri verilmesi gibi bir algı oluşturulmaktadır.
Erken seçim gündeme gelmektedir.
Kasım’da yapılması söz konusu olan erken seçime kadar Seçim Hükümeti de kurulsa üstünlük gene de AK Parti’de olacaktır. Bu ise AK Partinin işine yarayacaktır.
Devletin kaynakları elinde olan ve devamlı Devlet dairelerindeki kadroları atamalarla dolduran AK Parti avantaj yakalamaktadır.
Erken seçim de daha çok avantaj yakalayacağını düşünen ve daha çok milletvekili çıkarabileceği kanaati olan AK Parti Koalisyon Hükümetinin kurulabilmesi yönünde değil, kurulamaması yönünde değişik alternatifler ve görüşler ile işi zora sokacaktır.
C.H.P. ne kadar olumlu yaklaşsa da, işi çok zor.
M.H.P. fırsat kollamaktadır. Acaba tüm alternatifler bittiğinde biz AK Parti ile koalisyon kurabilir miyiz diye düşünebilir. Keşke olsa.
Keşke AK Parti ya C.H.P. ile ya da M.H.P. ile Koalisyon Hükümetini kurabilse. Çok zor.
Ülke ne kadar Hükümetsiz kalırsa bu AK Parti’nin işine yarar. Çünkü zaten Devlet şu an onların kontrolü altında. Öyle de olsa böyle de olsa, devleti istedikleri gibi kullanmaktalar.
Temmuz ve Ağustos ayları ülkemizin kurtuluş aylarıdır. Başarı ile doludur.
Temennimiz Ağustos ayı sonuna kadar ülkemizde yeni bir Hükümet Kurulma başarısının olmasıdır.
Millet olarak, barış, huzur ve ekonomik yönden kalkınmış bir ülke istiyoruz.
Sevgili okurlar, sizce bugünleri görebilecek miyiz?
20.07.2015
Zekeriya TÜMER
Ulusalhaber1881@gmail.com

15 Temmuz 2015 Çarşamba

TÜMER DİYOR Kİ: "GÜVEN DUYGUMU YİTİRDİM. SENİNLE BERABER OLMAK, ZOR DOSTUM ZOR!.."

TÜMER DİYOR Kİ:
GÜVEN DUYGUMU YİTİRDİM.
SENİNLE BERABER OLMAK,
ZOR DOSTUM ZOR!..
Mübarek ramazan bayramı yaklaşıyor. Huzur ve güven içerisinde geçirmeyi düşündüğümüz Ramazan Bayramını maalesef huzur ve güven ortamı içerisinde geçiremeyeceğiz.
Neden mi?
Nedeni ortada.
Güven duygusu yitirildi!
Kimsenin kimseye güveni kalmadı.
Koalisyon görüşmeleri başladı.
Ancak, Mecliste Milletvekilleri olan 4 parti liderlerinin birbirlerine güveni yok.
Birbirlerinin sözlerine inanamıyorlar.
7 Haziran seçimlerinde ağızlarından çıkanı kulakları duymayan parti liderleri, şimdi ne yapacaklarını bilmez bir haldeler.
AK Parti, C.H.P., M.H.P ve H.D.P. 4 parti,  T.B.M.M. sine girdiler.
Girdiler de, hiçbiri tek başına hükümeti kurabilecek ve iktidar olabilecek 276 Milletvekili çoğunluğunu yakalayamadılar.
Neden?
Çünkü seçmen, 12 yıllık iktidar dönemi yaşayan A.K.Partisine “artık senin tek başına iktidar olmanı istemiyoruz” dedi.
Ancak, C.H.P. M.H.P. ve H.D.P. üçü de seçim meydanlarında AK Parti’den ve bilhassa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan 12 yıllık iktidar döneminde yapılan icraatlar hususunda ve bilhassa 17-25 Aralık konusunda hesap soracaklarını bas bas bağırdılar.
Sevgili okurlar,  siz inanıyor musunuz muhalefet durumunda olan C.H.P., M.H.P. ve H.D.P.nin gerek AK Partisinden ve gerekse Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan hesap sorabileceklerine?
Ben inanamıyorum.
Muhalefet senaryoları ortalarda geziniyor. AK Parti birinci parti olarak, yanına muhalefetten birini alacak, hükümet kurulacak.
Davutoğlu kendi inisiyatifi ile hareket edebilse, Kılıçdaroğlu ile çok daha iyi anlaşabilir. Aslında Başbakan Ahmet Davutoğlu sakin bir insan. Olumlu düşünceleri var. Başkalarının baskısı altında kalmasa ve kendi iradesini kullanabilse, Kılıçdaroğlu ile çok iyi anlaşabilir. Bahçeli ile anlaşmak daha zor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yakın isimlerin Davutoğlu’nun heyetinde olmaları ve hareketlerini kontrol etmeleri söz konusu iken Başbakan’ın kendi iradesi ile kararlar alabilmesi mümkün değil.
Bayramdan sonraki ikinci görüşmeler neticesinde inşallah Hükümet kurulur ve ülke kargaşa dönemi yaşamaz.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bazen olumlu konuşmalar yapıyor. Bazen de “bensiz siz hiçbir hareket yapamazsınız”, diyerek kendisinin tek lider olduğunu ifade ediyor.
Bu konuşmalar ise Muhalefet Parti liderlerinde tereddütler doğuruyor ve güven duygusu yitiriliyor.
Cumhurbaşkanı tek şartla muhalefet partilerinden birisi ile AK Partisinin hükümet kurmasına evet der.
O da ne, 17-25 Aralık hesabı, ne de diğer gündemde olan hesapların sorulması. Bunlara müsaade etmez. Bütün gücü ile de yasal haklarını kullanır ve direnir.
Kim olsa aynı şeyi yapar. Kimse kendi ipini göz göre göre çektirmek istemez.
Bugüne kadar bizler neler gördük ve yaşadık. Bankaların içi boşaltıldı, geçmişte de devlet soyuldu, suiistimaller yapıldı, yasal suçlar işlendi. Netice ne oldu?
Hiç.
Her şeyin üstü küllerle örtüldü. Yapanın yanına kar kaldı. Parası olanlar krallar gibi yaşamlarına devam ediyorlar. Bu ülkede yaşamıyorlarsa da başka ülkede yaşamlarına çok iyi şartlarda devam ediyorlar.
Biz alıştık artık bu kabil olaylara.
Sevgili okurlar, hiç merak etmeyin, kimse bizleri, yani halkı düşündüğü falan yok. Herkes kendini ve yandaşlarını düşünüyor.
Ülkenin içinde bulunduğu durum gerçekten vahim.
İç ve dış borç yükselmiş, işsizlik artmış, yollar dilenen insanlarla dolmuş, adalet çökmüş, polis birbiri ile kavgalı, ordu zaten gereken yarayı almış ve suskun, etrafımızda ateş çemberi var. PKK yeniden hortlamaya başlamış. Sorunlar dağ gibi.
Bunca sorun varken, AK Parti halen, ben güçlüyüm, benim istediğim olursa olur, olmaz ise azınlık hükümetini kurar, yoluma devam ederim, düşüncesinde gibi geliyor bana.
Aslında, Davutoğlu’na kalsa, C.H.P. ile bir olur ve Hükümeti kurar. Davutoğlu’da 17-25 Aralık soruşturmasının açılmasını ister. 4 Bakan Yüce Divana gitse, memnun olur. Güç kazanır. Partinin gerçek lideri olur.
Ancak, buna fırsat vermezler. Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, önünü keserler. O gücü yakalatmazlar. Bu nedenle de koalisyon hükümetinin kurulması gerçekten çok zor ve hatta mümkün gözükmüyor.
Bu gidişle çok kısa sürede erken seçim gözüküyor. Erken seçimde de fazla değişiklik olmayacak, böylece,  maalesef ülkemiz kargaşa içerisinde bocalayıp duracak.
Bu arada da İran son yaptığı Nükleer Anlaşma ile Ortadoğu’nun lideri olacak. Türkiye’nin şu an içinde bulunduğu kritik dönem ve komşuları ile olan anlaşmazlıkları İran’ın işine yarayacaktır.
Olan ülkemin garip vatandaşlarına olacak.
Ramazan boyunca en lüks yerlerde, nefis yiyecekler eşliğinde iftar yemekleri yendi. Her gece TV.ler de dualar edildi. Kadir gecesi, camilerde AK Saray Külliyesi camisinde de Kuranlar okundu, dualar yapıldı.
Bu dualarda Müslümanlığın istediği ve şart koştuğu şeyler söylendi.
AMİNNN, dendi.
Bunlar unutulmamalı ve artık kendini değil, ülkesini, halkını düşünen, yalandan, dolandan uzak, gerçekleri görebilen ve Devletin malına, mülküne halel getirmeyecek, ülkeyi karanlığa değil aydınlığa götürebilecek, çağdaş, laik, demokrat ve Dinine, Milli ve Manevi değerlere önem veren, bölücü değil, birleştirici düşüncede olan bir Hükümetin iş başına gelmesi en büyük dileğimizdir.
AK Parti ile C.H.P.nin kuracağı koalisyon hükümeti çok daha sağlıklı ve başarılı olur, kanısındayım.
Böyle bir hükümet kurulabilir mi, biraz şüpheli!
İnşallah kurulur.
Siz ne diyorsunuz sevgili okurlar?
Zekeriya TÜMER
15.07.2015

11 Temmuz 2015 Cumartesi

TÜMER DİYOR Kİ: "VAH VAH YAZIK OLDU KOMŞUYA"

TÜMER DİYOR Kİ:
VAH VAH, 
YAZIK OLDU KOMŞUYA!...
Sevgili okurlar, komşumuz Yunanistan Türk parası ve Bulgar Levası’nı kullanmaya başlamış. Amerikalı Hukuk Profesörü Ginsburg’da “Yunanistan Türkiye ile birleşsin.” Demiş.
Doğru demiş. Komşumuz açken biz tok olabilir miyiz?  Ne kadarcık ülke ki Yunanistan, Suriye’den gelen 4 milyon insanı bağrımıza bastıkta 13 milyon Yunanistanlıyı mı bağrımıza basamayacağız.
Zaten Yunanistan Osmanlı’dan 1821 yılında ayrıldı. Sonra da sanki büyük devlet olmuşlar gibi bizimle 4 kez savaştılar. Netice de de tokadı yediler.
Yunanlılar Ülkeleri iflasın eşiğinde olmasına rağmen gene de aç gözlüklerini ihmal etmeyerek, utanmadan gizli gizli  52 adamızı yavaş yavaş işgal ettiler.  Sağ olsun bizim AK Parti iktidarı da, “Amann sende Yunanistan nasıl olsa batıyor, adacıklarımızı işgal etseler de, etmeseler de ne olacak, hiç önemli değil,” diye umursamadılar demek ki!..
 Yaa Yunanlı komşum etme bulma dünyası işte böyle. Şimdi elin oğlu ne diyor, git Türkiye’nin kucağına otur ve seni Türk milleti kurtarsın.
Zavallı solcu Syriza’nın çabaları da sizi kurtaramayacak herhalde, tek kurtuluşunuz Türkiye ile eskiden olduğu gibi birleşmeniz.
Biz zengin ülkeyiz, sata sata bitiremedik ülkeyi. Siz bile bizden Banka satın aldınız, sonra da iflas ettiniz. Biz batmayız, batıramazlarda. Çok zorda kalırsak, yastık altlarında sakladığımız paracıkları, altınları çıkarır devlete desteğimizi veririz.
Hadi inat etmeyin, gidin referanduma Türkiye ile birleşin.
Tabii biz kabul eder miyiz etmez miyiz onu bilemem!..
***
Emekli memurlarımıza Devletten Bayram müjdesi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Temmuz ayında emeklilere yüzde 4,76 oranında zam yapılacağını ve emeklilerin Bayramdan önce maaşlarının ödeneceğini söylemiş.
Emekli memurlara devlet fitre ve sadakasını verecek böylece.
Sevgili emekliler, C.H.P size Bayramlarda bir maaş ikramiye vereceğini söylemişti. İnanmadınız, oylarınızı C.H.P.ye vermediniz. İşte şimdi sadaka kabilinden verilecek zamla hadi bakalım idare edin. Bir maaş ikramiye’yi kaçırdınız.
Bayramdan önce verilen maaş da uçup gidecek, sonra cebinizde para kalmayacak ve borçla geçinmeye çalışacaksınız.
Gene de üzülmeyin, bak komşumuz Yunanistan battı. Emeklilerine maaş da veremeyecek durumda, dua edin de o hallere düşmedik.
İnşallah da düşmeyiz.
Bizde de yatırım yok, üretim yok, borç gırtlakta ama iyi kötü idare ediyoruz gibi. Bu mübarek ayda bol dua edelim de komşumuzun akıbetine uğramayalım.
Siz gene de C.H.P. ye inanmayın ve oylarınızı A.K.P’sine vermeye devam edin. Belki bir gün gelir zengin ülkelerin emeklileri gibi, rahat ve huzur içerisinde yaşarsınız son günlerinizi!..
***
Kılıçdaroğlu “Kızlarım Haram Para yemediler,” demiş.
“Kılıçdaroğlu kızının rezidans dairesini kendi kazancı ile aldığını ve onlara iyi bir ahlak verdiğini, kul hakkı yememelerini öğrettiğini, haram para kazanmadıklarını, alın teri ile kazandıklarını, hırsızlık yapmadıklarını ve onlarla gurur duyduğunu” söylemiş.
Kılıçdaroğlu,  kızının nerelerde çalışarak ve hangi işler yaparak bu kazancı elde ettiğini de açıklasa idi daya iyi olurdu, herhalde.
Kılıçdaroğlu bu sözleri ile de birilerine gönderme yapmış. Bir rezidans için bu kadar kıyamet koparılır mı, gemicikler satın almadılar ya demek istemiş gibi anladık biz.
Sevgili okurlar, Biz de 50 yıldır çalışıyoruz, kızlarımıza üniversiteyi de bitirttik, onlar da çalışıyorlar, mücadele ediyorlar.  Biz de rüşvet yemedik, hırsızlık yapmadık, haram para yemedik, çocuklarımıza da bu ahlakı verdik. Ancak şans bu ya, bir türlü bol para kazanıp, başımızı sokacak bir ev bile alamıyoruz. Demek ki, para kazanmayı biz bilemiyoruz. Siyasetle uğraşmayınca da çocuklarımıza bol para kazanacak imkânları yaratamıyoruz.
Kılıçdaroğlu’nun kızının  aldığı rezidans dairesinde Allah güle güle oturmayı nasip etsin.
***
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “koalisyon” konusunda partilere olumlu mesaj vermiş.
Ne demiş: “Bu konuda bütün partilere sorumluluk düşüyor, biran önce yeni hükümetin kurulması gerek, geçmişi tartışmayın, mevcut sorunları çözecek ve geleceğin inşası konusunda irade ortaya koyacak bir koalisyon hükümetine ihtiyaç var” demiş.
Hükümetin kurulması için 23 Ağustosa kadar süre var. Bu zaman zarfında Hükümet kurulamaz ise, erken seçim gündeme gelir.
Cumhurbaşkanı, 17 ve 25 Aralık olaylarını falan karıştırmayın, benim AK sarayda oturmama da karışmayın, işinize bakın, demek istiyor.
Yoksa erken seçime giderim, ülke kaosa sürüklenir, vebali ve günahı da size kalır, diyor herhalde.
Bahçeli ise, Recep Tayyip Erdoğan saraydan çıkıp Çankaya Fanusuna girmelidir, demiş.
Bahçeli durup durup, güzel laflar ediyor.
Hani, bir erkek çok sevdiği sevgilisine ne der. Senin incinmemen, üzülmemen, solup, sararmaman için, seni bir fanus içine koyup evimin baş köşesinde saklamak isterim. Sen orada otur ve ben sana doya doya bakayım.
Bahçelinin Cumhurbaşkanı için söylediği söz, bana bunu hatırlattı. Demek ki, Bahçeli Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmiş olayların gündeme getirilerek yıpranmamasını, bir fanusta oturuyor gibi Çankaya köşkünde oturup, hiçbir şeye karışmamasını, istemektedir.
Bu mümkün mü Sayın Bahçeli. Recep Tayyip Erdoğan suskun ve hareketsiz durabilir mi?
Ramazan Ayında her gün AK sarayında veya bir yerlerde iftar sofralarında boy gösteren, konuşan, seçim meydanlarında bağıran çağıran, bir Cumhurbaşkanımız var. Onu mümkün değil, fanus içerisine hapsedemezsin.
Boş sözler bunlar...
Her üç parti, C.H.P. M.H.P ve HDP, seçim meydanlarında söylediklerini Mecliste uygulayabilseler, temiz eller operasyonu gibi bir operasyonu gerçekleştirebilseler, AK Parti iktidarına son verebilirler.
Ancak, bu tavır ve davranışları ile hiçbir başarı elde edemeyecekler ve bizler gene AK Parti iktidarı ile baş başa kalacağız.
Sevgili okurlar, Ramazan ayı bitmek üzere. Oruçlarını tutanlar da oldu, tutamayanlarda. Bu ayın gerçek özelliğini Müslümanların tam bildiklerini sanmıyorum.
Gazete ve Televizyonlardan görüyorsunuzdur. Her yerde iftar çadırları var. Hadi o iftar çadırları fakir fukara halka yemek yediriyor diyelim.  Ancak, 5 yıldızlı otellerde, AK Saray da ve birçok lüks lokantalarda, adeta kuş sütü eksik, iftar yemekleri yeniyor. Buralara gidenler kimler. Daha çok siyasetçiler ve zenginler.
Şimdi bunlar, bu yemek ziyafetlerinin paralarını kendi ceplerinden mi veriyorlar ve sevap mı kazanıyorlar?
Ülkenin birçok kesimi aç ve sefil yaşarken, Afrika da insanlar açlıktan ölürken, Ramazan ayını bahane edip, bu şekilde israf yaparak en kaliteli yiyecekleri mideye indirmek İslamiyet’te caiz mi?
Sorarım sizlere.
Bu Ramazan ayında midesini tıka basa dolduran insanların, aç ve sefil insanlara yardım etmesi için Allah vicdanlarına merhamet duygusu versin.
Aminnn…
Zekeriya Tümer
11.07.2015

6 Temmuz 2015 Pazartesi

TÜMER DİYOR Kİ: "İNSANLIK DIŞI ZULME DUR DİYECEK YOK MU?"

TÜMER DİYOR Kİ:
İNSANLIK DIŞI ZULME DUR DİYECEK YOK MU?
Çin’in Doğu Türkistan’daki Müslüman halka karşı yıllardır uyguladığı zulme dur demenin zamanı gelmedi mi?
Yıllardır Uygur Türklerine uygulanan şiddet ve baskılar gittikçe artmaktadır.
İnsanlık katledilmeden, trajedi büyümeden bu katliamlara dur diyecek Devletler nerede?
Yeri geldiğinde insanlığı, demokrasiyi savunan Batı,  iğne size battı mı bar bar bağırırsınız, Müslümanlar ve bilhassa Türkler öldürülürken, baskı ve zulüm altında inlerken kılınız kıpırdamaz. 
Bu mu insanlık?
Peki, siz Müslüman ülkeler. Sizler neden susuyorsunuz, neden Çin’i protesto etmiyorsunuz, neden korkuyorsunuz?
Yoksa uyduruk Müslüman mısınız?
Mao, 1935’de ki “Uzun yürüyüş öncesinde Şankay Meydanında toplanan binlerce Çinli’ye “Ben Çin’in Atatürk’üyüm” diye seslenmişti. 1948’den bugüne değin Çin Halk Cumhuriyeti okullarında Atatürk ve Cumhuriyet Devrimleri” okutulduğu da söylenmektedir.
Siz nasıl bir milletsiniz ki Mao’nun sevgi ve sempati beslediği Atatürk’ün soydaşlarına zulüm ediyorsunuz?
Türk devleti ve Türk milleti sokaklarda bağırmak ve Çin’i protesto etmekten öte, Çin’den ithalatı durdurmalı ve Çin Mallarını boykot etmeli.
Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türklerine yapılan zulmü belki böyle önleyebiliriz.
Aman dikkat!
Her çekik gözlüyü Çin’li sanıp saldırmayın. Uzakdoğu insanının çoğu çekik gözlü. Saldırdığınız kişi, Japon, Koreli, Vietnamlı, Moğol, Kırkız hatta Uygur Türkü’de olabilir.
Çin mallarını protesto edin, Çin’den İthalat yapanlarda kessinler ithalatı, bakın Çin nasıl dize gelecek.
***
7 Haziran seçimleri bitti Mertlik bozuldu.
C.H.P., M.H.P. ve HDP dahil 7 haziran seçimlerine giren bütün partilerin tek hedefi vardı AK Parti iktidarına son verebilmek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı sarayına hapsetmek.
Ne oldu?
Seçim meydanlarında söylenen sözler unutuldu ve Cumhurbaşkanı’nın yaptığı siyasi taktikle Baykal ve C.H.P.tuş oldu.
M.H.P de C.H.P.ye çelme takarak yere düşmesine yardımcı oldu.
Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görüşme talebini ret edecekti. Bu görüşme birçok şüphelerin doğmasına sebebiyet verdi. Tayyip bunu bilerek yaptı.
Bahçeli, zaten bahane arayan kişi. Bütün her şeyi unuttu ve Meclis Başkanlığını altın tepsi içerisinde AK Partiye sundu.
Kim ne derse desin, şu an güç Cumhurbaşkanında. O nasıl isterse öyle olacak ve hükümet kurulacak.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gerçekten Siyaseti çok iyi biliyor ve uyguluyor.
Ramazan’ı da ne güzel kullanıyor. Her gün devletin kasasından yüzlerce kişiye iftar sofralarında ziyafet çekiyor.  Kim karışabilir, kimse karışamaz ve karışamıyor da!
Sevgili okurlar, inanın şimdi erken seçim olsa, bu liderler ile ne C.H.P. ve ne de M.H.P. bugünkü oylarını alabilirler. AK Parti % 40 lık oyunu en az % 44 e yükseltir.
Bahçeli HDP yi adamdan saymıyor. İster onları muhatap kabul et istersen etme, T.B.M.Meclisinde senin partinin Milletvekili kadar onların da  Milletvekilleri  var. Meclisteler ve Devletin maaşını alıyorlar. Gerçekleri gör ve o na göre tavrını belirle Sayın Bahçeli.
 Meydanlarda konuştuğun sözler kaybolmuş değil, hafızalarda ve sosyal medyada her an gündemde.
Milliyetçiliği savunmak böyle olmaz. Doğu Türkistan Türklerine destek vermek için hadi oraya gitsene.
M.H.P.nin tabanı sapına kadar Milliyetçi. Amerika’da Türk Bayrağına hakaret eden Ermenilerden eski ülkücülerden bir delikanlı, Ermeni’ye bir omuz darbesi vurarak düşürmüş ve Türk Bayrağını elinden almış. Amerikan Polisi elinden almak istemiş onlara da kafa tutarak vermemiş. İşte milliyetçilik bu.
Bahçeli tabanının sesine kulak ver, çoğu senin tutumunu kınıyor.
Baykal sen de hiç üzülme. Ektiğini biçiyorsun. Sabret bakalım, elbet bir gün belki bir yerlere getirilirsin.
AK Parti hükümeti kurulacak ve Muhalefet partilerin ekonomik politikalarının bazılarını uygulayacak. Sonra da diyecek ki, “Halkım bakın, onlar iktidar olsa idiler, bunlara kaynak bulamaz ve uygulayamazlardı, işte biz uyguladık, onlar konuşur biz yaparız.” Diyeceklerdir.
Hadi hayırlısı!
06.07.2015
Zekeriya Tümer

27 Haziran 2015 Cumartesi

TÜMER DİYOR Kİ!.. "Merhum Demirel’le ilgili küçük bir anı" (Zekeriya Tümer)

TÜMER DİYOR Kİ:
Merhum Demirel’le ilgili küçük bir anı.
Cumhuriyetin kuruluş yıllarında bir memur kenti olan Ankara’da gıda ve tüketim mallarının aracıları ve aracı karlarını ortadan kaldırarak yeterli ve ucuz bir şekilde sağlanması sorununun çözümüne yardım amacıyla, Mustafa Kemal Atatürk (Cumhurbaşkanı), İsmet İnönü (Başbakan), Abdülhalik Renda (TBMM Başkanı), Celal Bayar (Başbakan) ve Fevzi Çakmak (Genelkurmay Başkanı) tarafından 21 Nisan 1925 tarihinde  “Ankara Memurları İstihlak Kooperatifi”  kurulmuştur.
ANKARA MEMURLARI İSTİHLÂK KOOPERATİFİ
Atatürk’ün direktifiyle çıkan 25 Mart 1925 gün ve 586 sayılı Tebliğle, kooperatife 4.000 memur ve hizmetlinin bir aylık maaşlarının yarısının, bu kişilerin hesabına kooperatife avans olarak ödenmesiyle oluşturulan 168.246 TL sermaye sağlanmıştır. Devletin yardımcı olmasıyla sağlanan avans altı ay sonra faizi ile beraber geri ödenmiştir. Bu çalışma kooperatifi başarıya götüren nedenlerin ilki olmuştur.
AHDE VEFA VE BAŞKAN AYHAN ÜNGÖR
Atatürk’ün ölümüne kadar büyük bir özveri ile örnek çalışmalar yapan kooperatif ilk bilançosunu 1926 yılında 115.000 TL karla kapatmıştır. Bu rakam 1933 yılında kurulan Halk Bankası’nın kuruluş sermayesi olan 25.000 TL’nin 4,5 katıdır. Sonraki yıllarda çeşitli nedenlerle bu tarihi oluşum aktifitesini yitirmiştir.
Atatürk’ün anısı yok olmasın, tarihten silinmesin diye, bugün kooperatif Ayhan Üngör’ün olağanüstü çabaları ile Işıklar Caddesindeki TESKOMB nin binasında bir oda da hayatını idame ettirmeye çalışmaktadır.
İstanbul’a gitmeden önce, bizde elimizden gelen yardımı yapıyor ve Kooperatifin yaşaması için çaba harcıyorduk. 3 sene de Kooperatifin Genel Sekreterliğini yürütmüştük.
Bu kooperatif 1980 yılına kadar son derece aktif bir çalışma içerisinde idi. O zaman ki yöneticiler Kooperatifi daha ileriye götürmekten ziyade, küçülterek en sonunda yok olma durumuna getirmişler.
Sonra biz arkadaşlarla kooperatifi ele aldık ve yaşatma mücadelesine başladık. Ancak, kooperatifin kasasında hiç para kalmamış, satış yapacak mağazası ve yeri yoktu.
YOĞUN DESTEK ARAYIŞI VE SEVGİLİ BABA'YI ZİYARET!.. 

İşte bu şartlarda bizler, Kooperatifin aktif çalışması için 9.cu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’den yardım alabilmek için Kooperatifin Yönetim Kurulu üyeleri olarak Köşke gittik.
Atatürk’ün ve arkadaşlarının kurmuş olduğu Tüketim Kooperatifinin sıkıntılı döneminin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in desteği ile aşabileceğimizi düşünüyorduk.
Yönetim kurulu olarak bizi hoşgörü ve babacan tavrı ile karşıladı Demirel. Samimi ve içten bir hava estirdi. Güven duygumuz arttı. Cumhurbaşkanı konuyu çok iyi biliyordu. Bize nasihatler ve bilgiler sundu. Biz ise ondan kooperatifin satış yapabilmesi ve hayatını idame ettirebilmesi için, vakıfların binalarından veya hazinenin binalarından birisinin kooperatife tahsis edilmesini bekliyorduk. Merhum 9.cu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise, babacan tavrı ile bize şu nasihatte bulundu. “Parayı bulun, sonra gelin” dedi. Elbette, hepimiz şaşırmıştık. Biz zaten parayı bulsak, kooperatife yer tutar, satış yapar ve tarihi kooperatifin yaşamasını sağlardık. Kimseye de ihtiyacımız olmazdı. Ancak, yapılacak bir şey yoktu. Cumhurbaşkanımız böyle takdir etmişti. Bizlerde ilgisine teşekkür edip, köşkten ayrıldık.
Merhum 9.cu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel, Başbakan iken Rahmetli Özal’da Cumhurbaşkanı iken, ben bürokraside görev yapmakta idim. D.Y.P. iktidarda idi. Maliye ve Gümrük Bakanı ise Sümer Oral’dı. Benim Genel Müdürlüğüm yazıldı, köşke kadar çıktı ve 6 ay sonra Merhum Demirel’in memleketlisi Ramazan Uludağ Gümrükler Genel Müdürlüğüne getirildi ve benim kararnamem köşkten Demirel’in emri ile geri çekildi. Ne yapalım devlet böyle uygun görmüştü, kaderimiz bu imiş. Bizde kızağa çekildik böylece.
Rahmetli Demirel ile böyle kısa da olsa bir anı yaşadım.
Ancak, gerçekten büyük siyasetçi ve devlet adamı idi. Dünü düşünmez yarını düşünürdü. Devletin kurallarını yerine göre uygulardı. O da her siyasetçi gibi yakınlarına elinden geldiğince yardımını esirgemezdi.
Büyük mücadelesi sayesinde 9.Cumhurbaşkanı da oldu ve kimseye kolay kolay nasip olmayacak büyük bir devlet töreni ile İslam köydeki anıt mezarında ebedi istirahatgahına defnedildi.
Her şeyin bir sonu vardır, bunu unutmamak gerek.
Allah Rahmet etsin.
Zekeriya Tümer
(ulusalhaber@hotmail.com) - 27.06.2015

18 Haziran 2015 Perşembe

DEVLETİN TEPESİNDE KÜSKÜNLÜK OLMAZ!..

TÜMER DİYOR Kİ:
DEVLETİN TEPESİNDE KÜSKÜNLÜK OLMAZ
7 Haziran seçimleri bitti.
Oyunu kullanan vatandaşlar, tek başına bir partinin ülkeyi yönetmesini istemediler.
Ülkenin Başkanlık sistemi ile de yönetilmesine karşı çıktılar.
Seçim meydanlarında iktidar partisi AK Partiyi iktidardan indirebilmek için başta C.H.P.- M.H.P. ve HDP olmak üzere seçime giren tüm partiler AK Partiye saldırdılar.
Netice meydanda. 
Yüksek seçim kurulu birkaç gün içerisinde kesin sonuçları açıklayacak.
Kesin olmayan sonuçlara göre AKP % 41 oy alarak 258 milletvekili ile gene birinci parti oldu.
C.H.P. % 25 e yakın oy alarak 132 milletvekili kazanabildi.
M.H.P. % 16.29 oy aldı ve % 13. Oy alan HDP ile aynı sayıda 80 er milletvekili çıkarabildiler.
AK Partinin yanlış politikalarını halka anlatan ve 17-25 Aralık olayının soruşturulmasını isteyen C.H.P.-M.H.P ve H.D.P AK Partinin tek başına iktidar olmasını engelledi.
Her üç partide hem AK Partiye ve hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı tavır sergilediler.
7 Haziran Milletvekilliği seçiminde de ülke halkı oyunu kullanırken gerekeni yaptı ve kimseye tek başına hükümeti kurma yetkisi vermedi.
Şimdi ne olacak?
Muhalefet partilerinin AK Parti ve Cumhurbaşkanı hakkındaki bazı düşünceleri aynı.
Ancak, H.D.P’nin Öcalan ve PKK ile ilgili görüşleri, Kandil’in gölgesinin altında hareket etmesi, birçok Türk ve de Kürt halkına ters geldiği gibi haklı olarak M.H.P. ye de ters gelmektedir.
Bu nedenle, M.H.P. ile H.D.P.nin yan yana gelmeleri söz konusu olamayacaktır.
Muhalefete düşen üç parti de AK Parti zamanında yapılan yolsuzluklarla ilgili hesap sormak istemektedirler.
Herkesin de bildiği gibi devletin temel taşları yerinden oynadı.  Bunların yerine oturması ise güçlü bir Hükümet kurulması ile olabilir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti başkanı şu an Başbakan olan Ahmet Davutoğlu’da ne kendilerinden ve de partili olan arkadaşlarından hesap sorulmasına taraftar olmazlar ve izin de vermezler.
Birinci parti olan AK Parti yanına muhalefet partilerinden birini alabildiği takdirde Hükümet kurulabilir, yoksa ülke çok zaman hükümetsiz kalacaktır. O zaman da erken seçim gündeme gelecektir.
Erken seçimde çok şey değişmez. M.H.P. oy kaybeder. C.H.P. bir iki puan yükselebilir. H.D.P. belki de baraj sınırında kalır, AK Parti hükümeti kuracak Milletvekili çıkarabilir.
Şu an Cumhurbaşkanı olumlu tavır sergilemekte. Kim ne derse desin Devletin en üstünde Recep Tayyip Erdoğan. Cumhurbaşkanı ile uyum içerisinde olamayan hükümet başarılı olamaz.
Hükümeti kurma görevi Anayasa’ya göre Cumhurbaşkanı tarafından verildiğine göre, Cumhurbaşkanı kimi isterse ona bu görevi verecektir.
Daha önce Anayasa’yı ve yasaları tanımayan Cumhurbaşkanı, şimdi Anayasaya sarılacak ve Anayasa maddelerinde kendisine verilen tüm hakları sonuna kadar harfiyen uygulayacaktır.
Daha önce de yazdık. C.H.P. Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na Cumhurbaşkanı tarafından Hükümeti kurma görevi kolay kolay verilmez.
Kim kendinden hesap soracak kişiye yetki verir.
Şu anda basından ve TV.lardan Parti liderlerinin konuşmalarını izlediğimizde, hiçbirinin birbirleri ile uyum sağlayacaklarını ve bir araya gelerek Hükümet ortağı olacaklarını pek zannetmiyoruz.
Bu nedenle Türkiye’yi zor koşullar altında idare edebilecek istikrarlı bir hükümetin kurulması kolay olmayacak. Devletin tepesinde küslük ve kırgınlık olmaz. 4 partinin de aklını başına toplayıp, kendi çıkarlarını değil, ülke çıkarlarını düşünmeleri gerek. Ülkenin birlik, beraberlik ve huzur ortamına ihtiyacı var. İlkeler çerçevesinde mutlaka birleş ilmeli ve istikrarlı, güçlü bir hükümet kurulmalı.
Mübarek Ramazan boyunca bol bol dua edelim de ülke Hükümetsiz kalmasın, temel taşları yerinden oynayan Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir Hükümete sahip olsun. Geçmiş teki hatalar tekrarlanmasın, huzur ve ekonomik kalkınmayı sağlayan istikrarlı ve güçlü bir devlet yapısı oluşsun.
“Devletin malı deniz yemeyen domuz” düşüncesinde olanlar inşallah bundan sonra Hükümet içerisinde yer almazlar.
Amiiiiinnn diyelim.
Not: Siyaseti çok iyi uygulayan,  Barajlar Kralı Çoban Sülü, 9. Cumhurbaşkanı kurt politikacı Süleyman Demirel’de 91 yaşında hakkın rahmetine kavuştu. Demek ki bu dünya kimseye baki değil.
Sevapları ve günahları ile eşi Nazmiye hanımın yanına o da gitti. Kenan Evren’le bakalım orada hesaplaşacak mı?
Rahmetli Demirel ile olan ufak bir anımı bundan sonraki yazımda anlatmak isterim.
Dün dündü, bugün ise bugün. Allah rahmet etsin, mekânı cennet olsun.
Zekeriya Tümer
ulusalhaber@hotmail.com.

8 Haziran 2015 Pazartesi

TÜMER DİYOR Kİ: SEÇİM SONU İLK İZLENİMİMİZ. AK PARTİYİ HDP YIKTI

TÜMER DİYOR Kİ:
SEÇİM SONU İLK İZLENİMİMİZ.
AK PARTİYİ HDP YIKTI
“Demokrasi kazandı Türkiye kazandı” diye CHP ve MHP kendini teselli ediyor.
Bunca çabaya rağmen AKP yi istenildiği düzeye çekemediniz.
AKP ti kesin olmayan sonuçlara göre Türkiye genelinde % 41 e yakın oy aldı.
Hayret ki ne hayret!
CHP büyük ekonomik paketlerini açıklamasına rağmen % 25 e yakın oy aldı.
MHP ise % 16.6 oy aldı.
HDP eğer barajı aşıp % 13 e yakın oyu almasa idi, AKP ti 300 milletvekilini geçecekti.
Yani AKP yi ne CHP ve ne de MHP eksiltemedi, HDP eksiltti.
Demek ki CHP nin emeklilere vereceği 2 ikramiye sözü bile emeklilerin CHP ye oy vermesini sağlayamadı .
Vatan Partisi hiç beklenmeyen şekilde dibe vurdu.
Emine Ülker Tarhan’ın Anadolu Partisi varlık gösteremedi.
Gene bunların içerisinde en iyisi Saadet Partisi. % 2 oy aldı.
Sayın okurlar, ne yazık ki, bizdeki siyasiler gerçekleri tam göremiyorlar.
Kalabalıkları görünce, zannediyorlar ki, bütün oylar bize gelecek, iktidar olacağız.
Her partili gönlünden bunu geçiriyor.
Kim ne derse desin, AKP ti milletvekili olarak azaldı, ancak çok oy kaybetmedi.
Asıl şimdi AK Parti aşağıya doğru çekilecek. Belki de kendi içerisinde dağılacak.
Şunu, CHP nin ve MHP nin iyi bilmesi gerek. Halk tam manası ile sizlere güven duymuyor. İnanamıyor.
Mükemmel ekonomik paketi CHP halka sunmasına rağmen, güven duyamadı. Duysa idi, netice daha farklı olurdu.
Önümüzde erken seçim var. Bu kaçınılmaz. Hazırlıklarınızı iyi yapın. İktidarı yakalamak kolay değil. Halk, bezgin ve bıkmış vaziyette.
Asıl gerçek ise maalesef halk eskilerden bıkmış, yeni bir arayış içersinde.
İnanın, eğer HDP ve Demirtaş, PKK yanlısı bir tavır sergilemeseler, Türkiye’yi kucaklasalar, ayırımcılık yapmasalar, iktidara doğru yürürler.
Demirtaş’ı birçok kişi fiziği ve gençliği ile beğeniyor. Konuşmaları ikna edici. Ancak, fikir ve düşüncelerinin PKK dan yana olması tepki yaratıyor.
Erken seçim gündemde. Kimse tek başına Hükümeti kuramayacak. Önümüzdeki günler sancılı. Cumhurbaşkanı tedirgin. Bu nedenle, en kısa sürede yeniden bir seçim yapılabilir.
Gerçi kısa sürede yapılacak erken seçim çok şey değiştirmez. Halk yeni bir arayış içerisinde. Erken seçim olsa da şu an ki oylar çok değişmez.
Halkı tam manasıyla kucaklayan yeni bir parti doğarsa çok şey değişir. Bu parti yıpranmamış isimlerden olmalı. Tam manasıyla Merkez parti olup, halkın arzu ve isteklerine cevap verebilmeli.
Hem dinine saygılı ve hem de Atatürk’e bağlı olmalı. Ayrımcı değil, birleştirici olmalı. Tüm Türkiye’de yaşayan, herkesi kucaklamalı. Adil ve Demokrasiden yana olmalı.
Cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkmalı. Milli ve manevi değerlerimize önem vermeli.
Böyle bir parti çıkar ve halka kendini benimsetirse, iktidara doğru yürür.
CHP ve MHP nin de hayallerden uzaklaşarak, nerede, nasıl yanlışlıklar yaptıklarını iyi saptamaları gerek.
İktidarı yakalamak demek ki o kadar kolay olmuyor.
Kılıçdaroğlu 4 yıl bana yol verin yeter dedi, dedi de halk inanmadı ve gereken oyu vermedi. Ya da verdi de oylar mı çalındı? Ne dersiniz?
Ancak, CHP sandıklar da her türlü tedbiri aldık dedi. Demek ki oyların çalınması veya hile yapılması mümkün değil.
Gene de biz seçimlerin halkımıza ve ülkemize hayırlı olmasını dileyelim.
Bakalım gelecek günlerimiz nelere gebe. Yaşayacağız ve göreceğiz.
Zekeriya Tümer, 
08.06.2015
ulusalhaber@hotmail.com

4 Haziran 2015 Perşembe

TÜMER DİYOR Kİ: 7 Haziran Genel Milletvekili seçimleri gün sayıyor. Bizde halkın nabzını yokluyoruz...

TÜMER DİYOR Kİ:
SON İZLENİMLER
7 Haziran Genel Milletvekili seçimleri gün sayıyor.
Bizde halkın nabzını yokluyoruz.
Dolmuşta, otobüste, vapurda, metro’da, yolda fırsat buldukça vatandaşlarla konuşuyoruz.
Kim ne derse desin, halkın genel bir bıkkınlığı var Hükümetten.
Ancak, AKP, tinin gene seçimi kazanma korkusu da içlerine yer etmiş.
“Bunlar ne yapar yapar, seçimi kendi lehlerine çevirirler”  korkusu içlerine öyle yer etmiş ki halkın, bir türlü kuşku ve endişelerini
Üzerlerinden atamıyorlar.
Pendik dolmuşu ile Kurtköy’e doğru gidiyorum.
Dolmuş kalabalık. Ortada ayakta duruyoruz. Arkamda bir genç burnundan soluyor. “off, pufff” diye sinir krizleri geçiriyor.
Döndüm, yüzüne baktım, 20-21 yaşlarında bir delikanlı.
“Ne oldu oğlum, çok sıkıntılısın, derdin ne?” diye sorar sormaz, delikanlı patladı.
“Nasıl sıkılmam amca” diye içindeki isyanını dışarı vurdu.
Delikanlı bin lira maaşla bir yerde çalışıyormuş, patronu onu işten çıkarmış, 500 lira maaşla bir Suriyeliyi işe almış.
Açtı ağzını yumdu gözünü,  başta Cumhurbaşkanı olmak üzere herkese kızıyordu. Çıldırmıştı. Hemen müdahale ettik, küfür etmesine mani olduk.
Kızdı ve indi şeyhlide dolmuştan ve bağıra, çağıra gitti.
Bu bir örnek işte. Suriyeliler sayesinde bizim gençlerimizin işsiz kalmaları ve kafayı yemeleri.
Vatan Partisi’nin Avrupa’da sempatizanları artmış.
 Facebook’ta Almanya’da ikamet eden birkaç kişi ile görüştüm Vatan Partisini çok beğendiklerini ve bütün güçleri ile desteklediklerini söylediler.
Atatürk Cumhuriyeti için oylarımız Vatan Partisine, diyorlar.
C.H.P. sinin Atatürk’ün çizgisinden uzaklaştığı için, bizler Vatan Partisini destekliyoruz, dediler.
Vatan partisi mutlaka barajı aşmalı ve aşacak, diye de Almanya’daki vatandaşlar dâhil, Türkiye’dekiler de umutlu.
İstanbul Maltepe’de MHP nin seçim bürolarından birisine uğradım. Bir çay içecek kadar, yani 15 dakika kadar kaldım.
3 bayan ve 2 erkek geldi. Bayanların birisi “Ben Doğru Yol Partisinde idim, şimdi MHP ye kaydolmaya geldim” dedi. 3 Bayanda MHP ye kayıtlarını yaptırdılar.
2 erkek de MHP ye oylarını vereceklerini söylediler. MHP liler de iktidar olma hevesindeler. Umutları fazla. Oyları devamlı yükseliyor.
Daha önce AK Partisine oy veren MHP liler galiba yavaş yavaş yuvalarına dönüyorlar.
3 Haziran Kartal meydanında AK Partinin mitinginin içine düştüm. Yollar trafiğe kapatılmış.
Ahmet Şimşek Kolejine gidiyorum Şimşek Kolejinin sahibi Ahmet beyle randevum var. AK Parti mitingi de Ahmet Şimşek Kolejinin tam önünde.
Otobüsten indim ve miting alanına doğru yürümeye başladım. Ben miting alanına yürüyorum, miting alanından ise millet dışarı doğru yürüyor. Dikkatimi çekti. Sordum birilerine, neden miting alanını terk ediyorsunuz, dedim.
Sabahtan beri beklemişler, Başbakan Ahmet Davut oğlu gelmemiş, bu nedenle vatandaş yorulmuş ve miting alanını terk etmeye başlamış.
Ben Ahmet Şimşek Kolejine geldiğimde, Başbakan miting alanına teşrif etti. Fazla konuşacak bir şeyi kalmamış. Her toplantıda dile getirdikleri konuları burada da tekrarladı. Sözünün sonunda da “Tamam mı, devam mı?” diyerek halktan onay aldı. Ne var ki gerçekten kendini dinleyen kalabalık çok azdı. Süratle Ak Partinin oy kaybına uğradığı gözle görülüyor.
  Başbakan Davut oğlu konuşurken bile halkın çoğu miting alanını terk ediyordu.
İstanbul Eminönü’nden vapura bindim ve Kadıköy’e geliyorum.
Sağ tarafımda iki hanım, karşımda bir hanım ve bir bey oturuyor. Seçimlerden konuşmaya başladık. Hanımlardan biri 60 yaşlarında. Almanya’dan geliyormuş.
Yanında bavulları var. “Beyefendi, dışarıdan Türkiye hiç iyi gözükmüyor” dedi.
“Bu güzelim ülke, bu hale gelmemeli idi” diye de üzüntüsünü belirtti.
Vatandaş gerçekten çok tedirgin ve üzgün.
Halkın çoğu AK Partiden ve bilhassa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın meydanlarda AK Partiye oy istemesinden bıkmış durumda.
Ancak, bazı kişiler de AK Parti için canlarını verecekler sanki.
“Ne güzel bakın, taa Kartaldan Sirkeciye 40 dakikada hem de denizin dibinden geçerek gidiyoruz, daha ne istiyorsunuz” diyorlar.
“Hem AK Parti çalarsa çalsın, çalıyorlar ama hizmet te veriyorlar” diyerek memnuniyetlerini ifade ediyorlar.
C.H.P.si ise yaşanacak hali kalmayan Türkiye’yi yaşanacak bir Türkiye haline sokmaya söz veriyor ve sadece 4 sene istiyor.
CHP Başkanı Kılıçdaroğlu “Verin bana 4 sene iktidarı, ekonomiyi düzelteceğim, işsizliği önleyeceğim, hırsızlığa, yoksulluğa ve yoksulluğa son vereceğim, ülkeyi yaşanacak bir Türkiye yapa cam,” diyor.
Hadi hayırlısı,diyoruz bizde.
Bağımsız Türkiye Partisi başkanı Prof.Dr.Haydar Baş’ın da ekonomik kalkınma hamlesi düşündürücü. Yer altı madenlerini çalıştırmayı düşünüyor. Buradan 5 Trilyon TL. kazanmayı hedeflemiş.
Gençlere sınavsız üniversite ve iş garantisi de veriyor. Elbette bunlar önemli de % 10 barajını aşmak zor.
Saadet Partisi ile Büyük Birlik Partisi’de çok iddialı propaganda yapıyor. AK Partiden oy çalıyorlar kanımca. Ancak, onların da % 10 barajını aşacaklarına çoğu kişi inanamıyor.
Hatta HDP’nin bile barajı aşacağına inanan kişiler az. Kadıköy Vapur İskelesinden inince HDP li gençlerin halayları ile karşılaşıyorsunuz. Gece gündüz demeden şarkı söyleyip halay çekiyorlar.
Sayın okurlar, bizim son gözlemlerimiz ve izlenimlerimiz böyle.
Birkaç gün sonra seçim bitecek. Ülkenin geleceği belirlenecek.
Bizim dileğimiz, seçimlerden sonra kaoslar yaşanmaması. Gerçekler ortada. İktidar Partisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oy kaybetmemek ve tekrar iktidar olmak için devletin tüm kaynaklarını kullanarak halktan oy istiyorlar. Eğer iktidardan düşerlerse akıbetlerinin ne olacağını çok iyi biliyorlar. Yargılanma safhası başlayabilir. Onlar, karşılarındaki kişileri nasıl çok çeşitli suçlar yükleyerek cezalandırmak istiyorlarsa, aynı akıbete kendileri de  uğrayabilir. Bu dünya böyle, etme bulma dünyası. Ne ekersen onu biçersin.
Halk gibi bizde şüphe içindeyiz. Demokrasi mi galip gelecek, yoksa dışarıdan endeksli şer odakları ülkeyi mi karıştıracak.
İnşallah, adil bir seçim olur ve ülke layık olduğu huzura kavuşur.
Hayırlısı!..
Zekeriya TÜMER
ulusalhaber@hotmail.com