TÜMER DİYOR Kİ !..
Sevgili okurlar, 31 Aralık yaklaştı. 31 Aralık akşamı
yılbaşı. Adettir, eski yılın bitişi yeni yılın girişi kutlanır.
Sevinir insanlar...
Oh be eski yıl dertleri, tasaları, acıları
ile geri de kaldı. Yeni yılda inşallah her şey güzel olacak, eski yılda
yaşadıklarımızı yeni yılda yaşamayız inşallah, diyerek, 31 Aralık gecesi, saat
24.00 olduğu anda, herkes sevinçle birbirlerine sarılacak ve yeni yılın
gelişini kutlayacak.
TRT de eskiden tam saat 24.00 olduğunda dansöz çıkar,
kıvırttıkça kıvırtırdı.
TRT hadi erkeksen şimdi de çıkarsana.
Neyin sevinci bu? Sevinç mi kaldı, mutluluk nerede?
2015 yılı şer yılı olacak dedik oldu.
2016 yılı daha da berbat geçecek. Sevinmek değil üzülmek
gerek.
Ülkemizin içerisinde bulunduğu durum malum..
Etrafımızda vahşet ve insanlık dışı olaylar yaşanırken,
Akdeniz de kana bulanmak istenmektedir.
Her gün askerimiz, polisimiz, masum insanlarımız öldürülmekte.
Ne zaman nerede, nasıl bombanın patlayacağını bilemiyoruz.
Bir de kalkmışız, her şey güllük gülistanlık gibi, yeni
yılın gelişini kutlayacağız.
Dün uğradığım bakkaldan bir genç çıktı. Bakkal sahibi
arkasından dedi ki:
“ Bu genç yeni evli, çocuğu olmak üzere.. 1200 lira asgari
ücretle çalışıyor. 600 lira kira veriyor. Nasıl geçinecek bu insan” diye
üzüntüsünü belirtti.
Şimdi kalkacak bu delikanlı yeni yılın gelmesine sevinecek.
Yeni yılda geçinebileceği maaşı mı verecek devlet?
Milletvekilleri gece yarısı toplanırlar, aniden karar
alırlar, kendi maaşlarına 3 bin lira zam getirirken, bu garip işçiye de 100
lira zam verirler, olur biter.
Emekliler, siz zaten bitmişsiniz. Siz yaşamayın. Size
vereceğimiz zam da 100 lira yeter de artar bile, derler. Üstelik utanmadan
birde, emekli olup çalışanların maaşlarından sosyal güvenlik primi keserler.
Geçmiş borçlarını da toplarlar, faizi eklerler, onu da maaşlarından keserler ve
zavallı emekli, emekli maaşının yarısını bile alamaz.
Kalkacak şimdi bu emekli, çocukları, torunları ile yeni
yılın gelişini kutlayacak. Yuh olsun, demek gerek.
Ülkenin anayasasından Türk kelimesi kaldırılacakmış. Allah
Allah.
Sevgili okurlar, şunu sormamız gerekmez mi?
Anayasa’dan Türk kelimesi kalkar ise, Türk-iye Cumhuriyeti
Cumhurbaşkanı kimin, Cumhurbaşkanı olacak.
Türk Ordusu, Türk Polisi, Türk Adaleti diyemeyecek miyiz?
Türk-iye Büyük Millet Meclisi kimin meclisi olacak.
Bakın Türk kelimesinin sonuna iye ünlüsü eklenmiş, Türkiye
olmuş.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile oynamaya çalışanlar varken,
bizim yeni yıla sevinçle girmemiz yakışık alır mı?
“Din ve Mezhep, hiçbir zaman siyaset aleti olarak
kullanılamaz”, diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünün tam tersi yapılmadı mı?
Din de Mezhep de siyasetin göbeğine sokuldu ve kendi şahsi menfaatleri uğruna
kullanılırken, kardeş kardeşe düşman haline getirilirken, yeni yılın gelişi mi
kutlanır.
İnsanlar Allah ile aldatma yoluna gidilerek, dünya
nimetlerini ve devletin kaynaklarını kendi ve yandaşlarının ceplerinin dolması
için kullanan siyasi bir iradenin hüküm sürdüğü, hak ve adaletin eşit
uygulanmadığı, yer altı, yer üstü madenlerimizin, topraklarımızın, birçok
kurum ve kuruluşların yabancılara satıldığı, halkın köleleşerek, yoksullaştığı
bir ortamda, yeni yıl mı kutlanır?
Ortadoğu’yu şekillendirmek ve bir devleti üç beş devlet
haline getirmek için emperyalist güçlerin IŞİD bahanesi ile yerleştiği Suriye,
Irak ve Türkiye’de insanlar ölürken, öldürülürken, kızlar, kadınlar
pazarlarda satılırken, sen benden değilsin diye kafalar kesilirken, açlık,
sefalet içerisinde insanlar göç ederken, hangi yeni yılı kutlayacağız.
En büyük mirasım, Türkiye Cumhuriyetidir, sonsuza kadar
yaşayacaktır, demişti Atatürk.
Sizce yaşama ihtimali var mı?
Türklüğü yok etmeye çalışan dış düşmanlara destek olan iç
düşmanlar gereken çalışmaları yaparken, uyuyan ve bir torba kömüre, makarnaya,
una, ekmeğe ve ufak harçlıklara tamah ederek yaşayan, hiçbir şeye aldırmayan,
kulakları sağır, gözleri kör vurdumduymaz halk topluluğu haline gelen bir
millet yeni yılı neden kutlasın. Kutlamaya da hakkı yok zaten.
EY TÜRK TİTRE, UYAN VE KENDİNE GEL.
Bu işin şakası yok.
Çanakkale’de, İstiklal savaşında destanlar yazdın. Türkiye
Cumhuriyetini kurdun. Ülkende yaşayan herkesi eşit kıldın. Türk Pasaportu ve
kimlik verdin. Gerektiğinde devletin her kademesinde görevler verdin.
Etnik kimlik ayırımı yapmadın, din ve mezhep ayrılığı
gözetmedin. Ülken, vatanın, bayrağın, dinin için savaştın, çalıştın. Şimdi ise,
ülken üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. Uyan ve 2016 yılında büyük tehlikeler
yaşayacak ülkeni kurtar. Bölünme, parçalanma, kardeşine düşman olma.
Ufak menfaatler uğruna kendi benliğini, kişiliğini, ülkeni
satma, sattırma, bölme, böldürme.
Uyan ve gerçekleri gör artık.
2015 yılı bitiyor, 2016 yılı geliyor. Gelen gideni aratır
derler. 2016 yılında 2015 arar olabilirsin. Tehlike büyük, uyanmanın ve
sağlıklı düşünmenin, kararlar almanın zamanı gelmedi mi, gelsin artık.
GENEDE BİZ İNADINA 2016 YILININ, ÜLKEMİZE VE DÜNYAYA BARIŞ,
HUZUR GETİRMESİNİ VE ÜLKEM İNSANININ DA TÜRK KİMLİĞİ ALTINDA, ÖZGÜRCE,
İNSANCA, HAKCA, ADALETLİ YAŞAM SAĞLAMASINI DİLEYELİM.
Zekeriya Tümer
(29.12.2015)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder